KONYA > HABERLER > Mevlânadan: Zıtlardan Ders Al, Zehirden Bal Çıkar

Mevlânadan: Zıtlardan Ders Al, Zehirden Bal Çıkar

Dünyada kesin olarak kötü diye bir şey yoktur; iyi-kötü niteliğe göredir, der Mevlâna ve şekerin tatlı gibi görünmesine rağmen bazılarına da "hastalık" olduğunu ekler. Yine yılan zehrinin yılana bal olduğunu, diğer canlılar için ise ölüm getirebileceğini belirterek, dünyada zıt olarak görünen her şeyin göreceli olduğuna dikkat çeker. Koruk içindeki ekşi suyun, üzüm haline gelince tatlı lastiğini, yine bu suyun birbirine zıt gibi görünen ekşi sirkeyi, tatlı pekmezi veya küp içine girince haram olan şarabı meydana getirdiğini vurgulayan Mevlâna var olan bir şeyin olduğu gibi değil de değerlendirmeye göre "iyi veya kötü" hâl alacağını belirtir ve asıl önemli olanın da bu zıtlardaki sırları kavrayabilmek olduğunu vurgular. Mevlâna'ya göre Allah'ın yarattığı hiçbir şey boş değildir. Birbirlerinin zıddı gibi görünen kızgınlık, sabır, öğüt, hile bunların hepsi doğrudur. Bunların hiçbiri, mutlak olarak iyi değildir; aynı zamanda mutlak olarak kötü de değildir. Her birinin, yerinde faydası, yerinde de zararı vardır. Hattâ insanın başına gelebilecek dert ve hastalık bile ilk görünüşte istenmeyen bir şey gibi olsa da iyi tahlil edildiği ve 'Yüce Allah'a yalvarma ve duaya sebep olduğu takdirde' avantaja dönüştürülebilecek unsurlardır. Küfür olmadıkça din olmaz Birbirinin zıddı olan din ile küfrü bile birbirlerinin "ayrılmaz parçası" olarak niteleyen Mevlâna, her ikisinin yaratıcısının da bir olduğunu belirterek şöyle der: "Din, küfür olmadıkça olmaz. Çünkü din, küfürden vazgeçmek ir. Şu halde küfür gerek ki terk edilsin. Demek ki ikisi de bir şey; değil mi ki bu, onsu; olmuyor, o da bunsuz olmuyor; birbirinden ayrılmıyorlar demek. Zaten yaratıcıları da bir değil mi?" Mevlâna'nın kendisine sorulan "kâfir kimdir?" sorusuna; "Mü'mini göster de kâfirin kim olduğunu sana söyleyeyim." diye cevap vermesi de eserlerinde çokça üzerinde durduğu "zıd zıddıyla meydana çıkar" (diyalektik felsefesi) görüşünün en güzel benzetmelerinden biridir. Yine Mevlâna her şeyin Allah'tan geldiğini iyi anlamak gerektiğini, bu suretle kâfirin de, hidayete erenin de O'nun bir takdiri olduğunu vurgular ve bu türlü insanların, takdirin kâğıda çizdiği iyi-kötü resimler olduğunu belirterek "Resimler aynı kalemden çıktıklarını bilselerdi, her resim süt ile bal gibi kaynaşır, birleşirdi." diyerek takdire duyulması gereken saygıyı ve iyiyi de kötüyü de Yüce Allah'ın yarattıkları olarak kavranmasını öğütler.

Mevlâna, Yüce Allah'ın bu dünyayı yarattığını; hayvanlıkla insanlığı da karıştırarak "iyi"nin meydana çıkmasını dilediğini belirtir ve "Her şey zıddıyla belli olur, ortaya çıkar. Çünkü zıddı olmadıkça, zıddını söylemedikçe hiçbir şey, tarif edilemez; imkân yoktur buna."der. Ayrıca yine Mevlâna'ya göre Hz. Adem'in karşısında İblisin, Hz. Musa'nın karşısında Firavun'un, Hz. ibrahim'in karşısında Nemrud'un, Hz. Muhammed Mustafa (SAV)'in karşısında da Ebu Cehil'in görevleri vardır; o da yaptıkları kötülüklerle, yaydıkları karanlıklarla peygamberlerin güzelliğinin ve nurunun ortaya çıkmasıdır.

Kötü olmadıkça iyi ortaya çıkamaz
Mesnevî'sinde "zıtlar, zıtlardan zuhur etmekte. Allah, kalpteki siyah noktadan (süveyda) bir nur yaratmakta; iyiyi bilmedikçe kötüyü bilemezsin. Ey yiğit, zıt, zıddıyla görülebilir; denizin dibinde inciler, taşlarla karışık olarak bulunur." diyen Mevlâna, bir gazelinde de sürekli başkalarında kusur arayıp takdiri görmezden gelenlere birbirlerinin zıddı olan tabiatın ana unsurları su, ateş, rüzgar ve toprağı (enâsır-ı erba'a); bir terbiyecinin elinde uzlaşıp dostça yaşayan kurt, koyun, aslan ve ceylanı; parça parça olmalarına rağmen bir araya gelerek yağmur yağdırıp bahçeyi yeşillendiren bulutları ve yine dikene ve kötü kokulu gübreye katlanarak güzel bir kokuya sahip olan gülü örnek göstererek insanlara zıtlardan nasıl istifade edileceğinin güzel mesajlarını teşbihler yoluyla verir.
Bu konuyla ilgili olarak Mesnevî'sinde de; "Nice düşmanlıklar vardır, dostluğa çıkar; nice yıkılmalar vardır, yapılmaya döner. Bulut ağlamadıkça yeşillik gülmez; çocuk anlamadıkça süt akmaz" d iyen Mevlâna kavga yerine zıtlardan istifade edildiği takdirde sonucun faydalı olacağına değinir ve yine Mesnevî'sinde şu örneklerle yol gösterir:
"Yapılma yıkılmadadır; topluluk dağınıklıkta; düzeltme kırılmada. Murat muratsızlıktadır; varlık yoklukta. Her şey, buna benzer. Öbür zıtlar ve eşler de hep bunlar gibidir.
Birisi geldi, toprağı bellemeye başladı. Aptalın biri dayanamayıp feryat etti. Dedi ki: Bu yeri neden yıkıyorsun; neden yarıyor, dağıtıyorsun?

Adam dedi ki: A ahmak, yürü git, benimle uğraşma! Sen yapılmayı yıkılmada bil!
Bu yer, böyle çirkin ve yıkık bir hale gelmedikçe nasıl olunda gül bahçesi,
buğday tarlası haline gelir?
Yarayı neşterle deşmedikçe iyileşir mi hiç?
Terzi kumaşı paramparça eder. Bir kimseçıkıp da o sanatını bilen terziye,
Bu canım atlası neden bu hale getirdin, neden kestin; ben kesik kumaşı ne yapayım der mi?

Buğdayı değirmen de ezmeseydin ondan ekmek yapılabilir miydi? Bizim soframızı bezeyebilir miydi?"
Yine aynı konuyu farklı örneklerle dile getiren Mevlâna Mesnevî'sinde, bahçıvanın fazla dalları budamasının ve bahçedeki otları yolmasının; ya da ağızdaki çürük dişi çeken hekimin bir şeyleri eksilttikleri, bir şeylere zarar verdikleri gibi görünse de aslında faydalı bir iş yaptıklarını herkesin bildiğini belirterek "noksanlıklarda nice fazlalıklar var." der.
Her zıt kendi yaradılışına göre iş görür
Mesnevî'sinde harf teşbihini kullanarak insanlar gibi bütün harflerin de farklı şekillerde olduğuna değinen Mevlâna, farklı harfler gibi farklı insanların da bir araya gelmesiyle iyi ya da kötü işlerin ortaya çıkacağına vurgu yapar. "İnsanlarda 'elif ten 'ya'ya kadardan harfler gibi çeşit çeşittir (kimi doğrudur, kimi eğri).
İnsanlar görünüş olarak hepsi aynıdır, ancak harfler gibi de birbirlerine benzemezler. _^^
Harfler; bir bakımdan birbirlerine zıt, bir bakımdan birbirleriyle aynı; bir bakımdan faydasız bir bakımdan da tamamıyla faydalıdır."
Mevlâna, iyi-kötü değerlendirmesi yapmadan insanların kendi değerini ortaya koymasını; olan biten olaylarda ise "Allah dilediğini yapar" düsturunu benimsemesini öğütleyerek "Bu pazarda her ikisi için de ayrı bir alıcı var." der.
Mesnevî'deki şu beyitlerin de bu âlemdeki birbiriyle savaşan zıtların insanların etkisi olmadan, birbirlerinden etkilenmeden kendi özlerinde var olan işlerle uğraştıklarını vurgular ve insanlar için de önemli öğütler içeren şu beyitleri dile getirir:

"Kuzgun, üzüm bağında kuzgunca bağırır;
fakat bülbül, bunu duyup sesini azaltır mı ?
Bir leş, bizce kötüdür, pistir; ama domuzla köpeğe şekerdir, helvadır.
Pisler, şu pisliklerini yapadursunlar, sular da pisleri arıtmak için savaşır.
Yılanlar zehir saçar, acıları, bizi perişan eder ama;
Bal arıları, dağlarda, kovanlarda, ağaçlarda baldan şeker ambarları doldurur.
Zehirler, tesirlerini yapıp dururlar ama panzehirler de hemen o tesirleri gideriverir.
Şu âleme baksan görürsün ki baştanbaşa savaştan ibarettir; zerre, zerreyle âdeta dinin kâfirlerle savaşması gibi savaşır durur.
Şu halde gördüğünüz bütün cisim ve eşyada hem gıda vardır, hem zehir; fakat
siz göremezsiniz."
Kıssadan hisse: Aşk'tır her derdin | devası; aşktır her acının ilacı
Dünyadaki bütün zıtların Allah katından geldiğinin altını sürekli çizen Mevlâna, Allah'ın "kahır" ve "lütuf" vasıflarını iyi algılanarak ümitsizliğe kapılmamak gerektiğini belirtir ve bunun da ancak "aşk" ile başarılabileceğini söyleyerek, aşkı Allah ile kul arasındaki elçiye benzetir. Aşk derdine tutulan kişilerin imtihan için başlarına gelen dertlere ve kendilerine göre zıt olan şeylere katlanarak onları baş tacı yaptıklarını belirten Mevlâna, dikenlik misali olan bu belalara katlanan âşıkların gülistana ulaştığını, bunun da âdeta dünyada iken Cennette yaşamak gibi olduğunu söyler. Mevlâna, insandaki Allah aşkının olgun bir hale gelmesinden sonra ise düşman olan bütün zıtların dost olacağını da belirtir ve bizim için düstur olacak şu cümleyi söyler: "Yaratılmıştan şikâyet, Yaradan'dan şikayettir"Hani Yunus Emre'mizin de "Yaratılanı severim Yaradan'dan ötürü" dediği gibi...

Kaynak : Yrd. Doç. Dr. Nuri ŞİMŞEKLER - Selçuk Üniversitesi Mevlâna Araştırmalan Enstitüsü Müdürü
Tarih: 12.12.2011 23:43:35
Etiketler: Mevlana
"Ey birbirlerine yan bakanlar, birbirlerinden hoşlanmayanlar! Şu ayrılığı bırakın da siz de birlerinizle uzlaşın, dost olun!" Hz. Mevlâna
  • KONYA LIFE DERGİSİ

  • 2 ayda bir yayınlanan Konya'nın Kültür sanat gezi alışveriş ve gurme dergisi. Şehri bizimle yeniden keşfedin.

  • Konya Life