KONYA > HABERLER > Bir Rehberin Gözünden KONYA

Bir Rehberin Gözünden KONYA

Kaç tane Konya var, kaç farklı kültür katmanı var? “Hacı Hacıyı Mekke’de Gidi Gidiyi Tekkede bulur” sözü hemen hemen her Konyalının bildiği ve kullandığı güzel bir özdeyiştir. Kısacası Konya’ya gelen herkes kafasına göre bir Konya’yı mutlaka bulur. Konya’da Mekke’yi, Medine’yi de yaşarsınız Paris’i Şanzelizeyi de. Herkes kendi kültür dairesine uygun bir insana mutlaka rastlar ya da bir insan grubuna katılabilir. Farklı kültür gruplarının çeşitliliği açısından Konya oldukça zengin bir ildir. Gruplar halinde Latin Amerika ülkelerine seyahat edenler de vardır, hayatının hemen hemen tümünü dini içerikli sohbet ve toplantılara katılarak geçirenler de. Her iki alanda görünmeden edemeyenler de vardır.

Hristiyanlık için de önemli bir kent mi Konya? Kesinlikle evet, çok önemli bir kent. Özellikle Anadolu’da erken Hristiyanlık Tarihi’nin en önemli kentlerinden birisidir. Dünyadaki sayıları milyarlara ulaşmış olan her bir İncil nüshasında Konya adı Ikonium olarak geçer. Hz. İsa’nın havarilerinden Paulus’un Konya’da yaşadığı olaylar Elçilerin İşleri adlı bölümde ayrıntılı bir biçimde anlatılır. Paulus’un Yalvaç’ tan Konya’ya gelişi, Konya’da ki faaliyetleri, Lystra’ya (Hatunsaray) oradan da Derbe’ye geçişi ayrıntılı bir şekilde ele alınır. Bu dönemde Konya eski adıyla Ikonium Hıristiyan Tarihi ve Dünyası için çok önemli olan iki tane şahsiyet yetiştirmiştir. Bunlardan biri Azize Thekla diğeri Aziz Timeteusdur. Her ikisi de Konyalıdır. Mezarı Silifke yakınlarında bulunan Thekla’nın ve Hatunsaraylı Timeteus’un iki tane çok güzel duvar resmi Konya Kilisesi içinde bulunmaktadır. İncilin en önemli bölümlerinden iki tanesinin başlığı ise Timeteus’a I. Mektup ve Timeteus’a II. Mektup’tur. O zamanki Konya ahalisinin büyük bir bölümünün Yahudilerden oluştuğunu yine İncil’den öğrenmekteyiz. Homanatlar denilen sert karakterli bir halkın baskılarına dayanamayan Lystra (Hatunsaray) halkı bugün Kilistra denilen bir bölgeye göç etmek zorunda kalmıştır. İncil’de adı geçmese de yine Kilistra ve Sille gibi merkezler Hristiyanlığın önemli hatıralarıyla doludur. İncil’de adı geçen Zeus Tapınağı muhtemelen Bir Rehberin Gözünden KONYA Bu röportajı profesyonel turist rehberliği yapan Mehmet Akbulut ile Hürriyet gazetesinin pazar röportajları ile ünlü gazetecisi Ayşe Arman yaptı. Spontane sorulara verdiği rafine cevapları okumalısınız. Fakat ben bir rehber ile Konya'yı gezme fikrini herkese tavsiye ediyorum. Özellikle şehrin kültürünü ve yaşamını iyi bilen tarihi derinliklere inerek anlatabilen bir rehber size çok şey katacaktır. Dahası insan yaşadığı şehre karşı bir yabancılığı olduğunu hissedecek ve Konya'yı daha çok seveceksiniz. Selçuklu Belediyesi’nin başlattığı şehrimi tanıyorum turlarını da organize eden Mehmet Akbulut ile tanışmamız bir turist grubunu gezdirirken onun yaptığı anlatımlar sırasında oldu. Bir rehberin kendini kaybedercesine yaptığı sunumlara şahit olmanız gerekir. Şehrimizin en çok ziyaretçi alan Türkiye'deki ikinci müze olması ve müzenin dışındaki tarihi değerlerimizin iyi sunulamaması sorunları üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Konya'yı bir rehberin gözünden okumalısınız. Lystra (Hatunsaray) Höyüğü altında bulunmaktadır. (Yüzeysel buluntular bunu doğrular vaziyettedir) Asırlardan beri sessiz bir şekilde bekleyen Lystra Höyüğü altındaki Zeus Tapınağı sanki ben buradayım dercesine günyüzüne çıkarılmayı beklemektedir. Konuya el atacak olan yerel yönetimler Konya Turizmine inanılmaz katkılar sağlayacaklardır. Marka şehir olma iddiasında olan Konya için ve özellikle Meram Belediyesi için Lystra ve Kilistra keşfedilmeyi bekleyen bir hazine gibi görünmektedirler.

Geçmişte Konya’da Hristiyan bir nüfus varsa, onlara ne oldu, göç mü ettiler, din mi değiştirdiler? Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi Konya ve çevresi de bir zamanlar yoğun bir Hıristiyan yerleşmesine tabi idi. Türkiye ve Yunanistan arasında 1922 yılında imzalanan mübadele anlaşması esas itibariyle 1923’ten itibaren hayata geçmeye başlamış olup; 1932 yılına kadar olan sürede peyderpey uygulanmıştır. Bu süreçte aralarında Türk asıllı Hıristiyanların da bulunduğu 1.200.000 Rum Anadolu’yu terk etmiştir. Bu bağlamda Sille denilen bölgeden 1923’ten 1932’ye kadar olan süre içerisinde göç eden Rum sayısı 800 ila 1000 kişi arasındadır. Bölgenin terki sırasında yaşanmış olan herhangi bir taşkınlığa rastlanmazken acıklı veda sahneleri ile dolu olaylar halk arasındaki sohbetlerde bugün bile zaman zaman yad edilmektedir. Çok sayıda Rum’un Silleyi terk etmek konusunda imtina ettikleri veya nasıl olsa geri döneceğiz diye evlerinin anahtarlarını komşularına teslim ederek Silleden ayrıldıkları anlatılmaktadır. O dönemde Sille’de 7 tane kilise ve çok sayıda kilise okulları bulunmaktadır. 1932 itibariyle Sille’de Hıristiyan Rum nüfusuna artık rastlanmaz. Bu arada Konya’dan 1922 yılının sonunda 2000-2500 kişilik bir Ermeni topluluğunun Mübadele anlaşmasının dışındaki başka nedenlerle Konya’yı terk ettikleri görülür. 1900’lü yılların başındaki Konya Ermenilerinin ilkokul, ortaokul, lise ve yüksekokulları bulunmaktadır. Konya’yı terk eden Ermenilerin İstanbul’a yerleştikleri bilinmektedir. Pekala, Müslüman Rumlara ve Ermenilere ne oldu? Anadolu’daki Türk varlığı hakkında bizlere bilgi veren en eski dökümanlardan olan ve bugün Konya Karatay Müzesinde sergilenen Kubadabat çinilerindeki insan yüzlerine baktığınız zaman her şeyi anlarız aslında!

Sayfa : 12
Kaynak :
Tarih: 09.10.2012 16:51:59
Etiketler: Bir Rehberin Gözünden KONYA
Bu röportajı profesyonel turist rehberliği yapan Mehmet Akbulut ile Hürriyet gazetesinin pazar röportajları ile ünlü gazetecisi Ayşe Arman yaptı. Spontane sorulara verdiği rafine cevapları okumalısınız. Fakat ben bir rehber ile Konya'yı gezme fikrini herkese tavsiye ediyorum. Özellikle şehrin kültürünü ve yaşamını iyi bilen tarihi derinliklere inerek anlatabilen bir rehber size çok şey katacaktır. Dahası insan yaşadığı şehre karşı bir yabancılığı olduğunu hissedecek ve Konya'yı daha çok seveceksiniz. Selçuklu Belediyesi’nin başlattığı şehrimi tanıyorum turlarını da organize eden Mehmet Akbulut ile tanışmamız bir turist grubunu gezdirirken onun yaptığı anlatımlar sırasında oldu. Bir rehberin kendini kaybedercesine yaptığı sunumlara şahit olmanız gerekir. Şehrimizin en çok ziyaretçi alan Türkiye'deki ikinci müze olması ve müzenin dışındaki tarihi değerlerimizin iyi sunulamaması sorunları üzerine bir sohbet gerçekleştirdik. Konya'yı bir rehberin gözünden okumalısınız.
  • Konya Life